19 Ağustos 2026

Petrol ve enflasyon korkusu geri döndü: Piyasalar yıllar sonra ilk kez bu seviyeyi gördü!

0
Petrol ve enflasyon korkusu geri döndü: Piyasalar yıllar sonra ilk kez bu seviyeyi gördü!

Küresel tahvil piyasaları, Orta Doğu’da tırmanan jeopolitik gerilim ve yükselen petrol fiyatlarının yarattığı enflasyonist baskılarla karşı karşıya. ABD’de enflasyonun yavaşlamasına rağmen, Hürmüz Boğazı’ndaki arz endişeleri enerji fiyatlarını yeniden yükseltti ve bu durum tahvil getirilerinin artmasında belirleyici oldu.

ABD’nin 30 yıllık tahvil faizi yüzde 5,34 ile 2007’den bu yana en yüksek seviyeyi gördü. 10 yıllık tahvil faizi ise yüzde 4,75 ile Ocak 2025’ten bu yana en yüksek noktalara ulaştı. Sonraki işlemlerde 10 yıllık faiz yüzde 4,69’a, 30 yıllık faiz yüzde 5,27’ye geriledi.

“ENFLASYON RİSKLERİ TAMAMEN ORTADAN KALKMADI”

Avustralya merkezli KCM Trade Global Baş Piyasa Analisti Tim Waterer, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, “Uzun vadeli tahvil getirilerindeki artış, süregelen enflasyon endişeleri ve mali baskıların birleşiminden kaynaklanıyor” dedi.

Waterer, ABD’nin 30 yıllık tahvil faizinin yüzde 5,3’ün üzerine çıkarak yaklaşık 20 yılın en yüksek seviyesine ulaşmasının yüksek petrol fiyatları, uzun vadeli enflasyon beklentilerinin istikrarsızlığı ve yüksek devlet tahvili ihraçları hakkındaki süregelen endişeleri yansıttığını belirtti. Yatırımcıların uzun vadeli tahvilleri elde tutmak için daha yüksek bir vade primi talep ettiğini ifade eden Waterer, şunları kaydetti:

“Bu nedenlerin birincisi BoJ’un eylül ayı gibi erken bir tarihte faiz oranlarını artıracağına dair artan piyasa beklentileri ve ülke dışındaki yüksek tahvil getiri oranlarının küresel çapta yarattığı etki olarak öne çıkıyor. Mali endişeler ve hala nispeten zayıf olan yenin enflasyon üzerindeki etkisi, baskıyı daha da artırıyor. Kısacası, piyasalar enflasyon risklerinin tam olarak ortadan kalkmadığı ve başta BoJ olmak üzere büyük merkez bankalarının para politikasını daha da sıkılaştırmaya ihtiyaç duyabileceği bir senaryoyu fiyatlıyor.”

Avrupa’da da hükümetlerin yüksek borçlanma seviyeleri ve devam eden enflasyon baskıları nedeniyle uzun vadeli tahvil getirilerinde sert yükselişler yaşandı. Almanya’nın 10 yıllık tahvil faizi yüzde 3,27 ile 2011’den bu yana en yüksek seviyeyi gördü. Fransa’da gelecek yılki cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde 30 yıllık tahvil faizi yüzde 4,91 ile 2008’den bu yana en yüksek seviyeye ulaştı.

Japonya’da ise 10 yıllık tahvil faizi yüzde 2,95 ile 1996’dan bu yana en yüksek seviyeyi gördü. Faizler daha sonra yüzde 2,93’te dengelendi. Japonya Merkez Bankasının (BoJ) enflasyonist baskıları dizginlemek için faiz artırımı konusunda yavaş davrandığına dair spekülasyonlar satış baskısını körüklerken, ekonomik büyümenin yavaşlaması ve enflasyonun yükseliş eğilimi endişeleri derinleştirdi.

Japonya’nın ikinci çeyreğe ilişkin gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) verisi, önceki çeyreğe göre yüzde 0,3, yıllık bazda yüzde 1,1 artarak beklentilerin altında kaldı. Enflasyon ise nisanda yüzde 1,4’ten mayısta yüzde 1,5’e, haziranda yüzde 1,7’ye çıktı. Temmuz ayına ilişkin enflasyonun yüzde 1,9 olması bekleniyor.

“KAMU BORÇLARININ MALİYETİ ARTIYOR”

Avustralya merkezli finansal hizmetler şirketi Pepperstone Piyasa Stratejisti Ahmad Assiri, “Yüksek tahvil getirisinin verdiği açık mesaj, kamu borçlarının maliyetinin arttığı yönündedir” ifadesini kullandı.

Assiri, ABD’nin yaklaşık 2 trilyon dolarlık bütçe açığının endişe yarattığını, en büyük üç kreditör ülke olan Japonya, Birleşik Krallık ve Çin’in ABD’nin uzun vadeli hazine tahvillerindeki pozisyonlarını azaltmasının dikkati çektiğini vurguladı. Assiri, “Buna ek olarak, petrol fiyatları 90 dolarlık eşiğin üzerine çıkarak yükselmeye devam ediyor ve bu durum yüksek enflasyon beklentilerini daha da artırıyor. Tüm bu faktörler bir araya gelerek ABD’nin 30 yıllık tahvil faizinin yaklaşık 20 yılın en yüksek seviyesine çıkmasına yol açtı” dedi.

ABD’de kasım ayında gerçekleşecek ara seçimlerin politik riskleri öne çıkarabileceği ve mali sorunları daha da belirginleştirebileceği öngörülüyor. Hükümetlerin harcamalarını dizginleyememesi ve bunun mali durumlarını daha kötü hale getirebileceği endişeleri de satış baskısını derinleştiren unsurlar arasında yer alıyor.

ABD basınında, üst düzey bir İranlı yetkilinin, diplomatik çabaların sonuçsuz kalması halinde ülkenin savunma odaklı bir politika yerine saldırı odaklı bir politikaya yönelebileceği iddia edildi. ABD Başkanı Donald Trump da Oval Ofis’te basın mensuplarına yaptığı açıklamada, süresi dolan 60 günlük çerçeve anlaşmayı uzatmak isteyip istemedikleri sorusuna “Hayır” yanıtını verdi. Fox News’in haberine göre Trump, İran ile gerilimin sürdüğü Hürmüz Boğazı’nda ABD’nin faaliyetlerini engellemesi halinde Umman’ı “bombalayacaklarını” belirtti.

Son gelişmeler, ekonomilerin arz şoklarına ve kalıcı enflasyonist baskılara karşı daha savunmasız hale geleceğine yönelik endişeleri artırıyor. Yüksek kamu finansman maliyetlerinin kurumsal ve tüketici kredilerine yansıması, ABD Başkanı Donald Trump ve Hazine Bakanı Scott Bessent için sorun oluşturuyor.

The post Petrol ve enflasyon korkusu geri döndü: Piyasalar yıllar sonra ilk kez bu seviyeyi gördü! first appeared on .

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir